again.

Daha bir kaç yıl öncesinde,çok uzakta değil;hayatımdaki her şey ters gitmeye başlamıştı.Kaza yapmış yakın arkadaşımı kaybetmiş,sınıfta kalmış,annemin kanser olduğunu öğrenmiş,okulu uzatmamdan burslarımı kaybetmiş bir çok hayalim gibi kazandığım yurt dışı kariyer hayalimi de o sene yitirmiştim.Daha neler neler,neyse işte.O zamanlar en müthiş armağanların en derin umutsuzluklardan geleceği konusunda pek bir şey bilmiyordum...Annem anlat oğlum rahatlarsın sorana anlat demişti,kısa zaman sonra acını derinliştiriyorsun,anlatmak istemiyorsun.O ilk anlar gibi olmuyor.Ama sevinçlerini daha büyük yaşıyorsun.Sanırım gizem burda.Evet arkadaşın olan gizem!Tamda arkamda hatta..Allahım ya rabbim bi dur da yazalım ya bak döverim!Hmm ne diyodum gizem.Güzel kız ama ha :D hehe tamam neyse işte yani bu olaylar seni değiştiriyor.Evet doğdumuz andan beri değişiyoruz ama acı ile sevinç birbirine kenetli.İyi ki tek düze bir hayatım olmamış.Ayrıca bir çok insanın bunu bildiğine inanıyorum.Mazoşistlikten değil sadece daha büyük haz alabilmek pahasına acılarını derinleştirenlerin olduğu bir dünya illa ki mevcut;kim bilir belki de onlardan biride benim.Kimse bilemez evet haklısın...


Hayatıma giren,bana esin veren,dokunan,varlığıyla beni aydınlatan herkese derin şükranlarımla teşekkür etmek istiyorum.Biz,hepimiz;evet sende dahil sınırsız bir güçle yaşıyor,kendimizi idare ederken tamamıyle aynı kurallara bağlı kalıyoruz.Materyalist anlayışa göre,tarihte,egemen etken,sonunda,maddi yaşamın üretimi ve yeniden-üretimidir.Ama bu üretim ikili bir özlüğe sahiptir.Bir yandan yaşam araçlarının beslenmeye giyinmeye yarayan nesnelerin üretimi,bir yandan da bizzat insanların üretimi...Yani kendimizin,benliğimizin,düşüncelerimizin çevremizin ve kaderimizin inşa aşamasında ki çok küçükte olsa etkisi;bizim etkimiz.Evrenin doğal kuralları ise o kadar keskin ki en küçük mimari yapıları yaparken bile ince hesaplar yapıyoruz.Ve değer verdiklerimizde en ince noktaları planlamaya çalışıyoruz.İnsan ilişkilerinde de böyleyiz.Her zaman bir suçlu olmak zorunda olduğu gibi bunun da bir sorumlusu var.Çekim kuvveti.Evet şu bildiğimiz çekim kuvveti.Hayatımıza giren her şeyi kendimize çeken;bizzat biziz.Çiftsen tek,teksen çift olmak isteyeceksin mesela...Çiftsen beraber vakit geçirecek,hediyeler alacak,yemekler yiyecek;kültürün,bütçen,alışkanlıkların neye uygunsa işte birşeylere zaman ve para harcayıp ilişkide bek güzelmiş be ya diyip herkes aşıkmış gibi yapacaksın.Bazen de teklere bakıp daha şanslı daha normal hissedeceksin.Teksen,hayatından çok memnun olsan bile "lan acaba kaçırdığım birşeyler var mı?Biri olsaydı daha iyi olurdu bence" gibi şüphelere düşecek,zihnini sürükleyeceksin ya da isteyerek,mecburen senin gibi teklerle takılacaksın iyi böyle diyeceksin.Bu sadece düşüncelerden ibaret bir dünya,ve yegane kurallarından biri çekim kuvveti...
Aferin böyle sessiz dinle ki yazabilelim hadi görüşürüz madem.
Anne.

2 laf ebesi:

ismi :) dedi ki...

biz bunu okumuştuk sanki

zakkum dedi ki...

hıhım ^.^
yinelemenin zamanı geldiğini düşünmüştüm,ondan...