kıssa

hergün yeni bir şeyler söyleyebilmek,hayatına yeni birşeyler katmak ne zor,ne ulaşılmaz!günler geçiyor,zaman kum saati hızıyla gözlerimizin önünde hızla eriyip gidiyor ama insan farkına varamıyor.ve maalesef insanın hali trajikomediktir çünkü kendine kattığı şeyin çoğu zaman terazinin hangi kefesinde olduğunu göremiyor..
'dün gitti' diyebilmek bu kadar kolay mı acaba?hepimiz geçmişin hesabını yapıyorken her an,geçmişizle kavga ediyor ve hala geçmişin pişmanlığını yada mutluluğunu yaşıyorken dünün geçip gittiğini görmek sanırım sınırlı sayıda insanın sahip olabileceği bir mucize.peki bütün bunları düşündüğümüzde -bugünü yaşarken- avrupanın 'carpe diem'i ile Hz. Mevlananın 'Anın oğlu' düşüncesini aynı mı algılamak lazım?
bulanmamak ve donmamak?öylesine seçilmiş iki fiil değildir sizcede değil mi?neden bulanmamak?donmamak?akarken,hayatı yaşarken kirlenmemek;yaratıldığımız gibi dosdoğru kalabilmek hiç mi hiç kolay değildir sanırım.o zaman kirleniriz,bulanırız korkusuyla hayatı yaşamamak mı lazım?hayatı bir köşede dondurmak mı lazım o halde?

Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Mevlana Celaleddin Rumi

0 laf ebesi: